16 Nisan 2009 Perşembe

Faiz tarihte ilk kez tek haneye indi



Merkez Bankası Para Piyasası Kurulu gecelik kısa vadeli faiz oranlarını 0.75 puan geri çekti. Gecelik faiz oranları ilk kez yüzde 10'un altına düştü.

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, yılın dördüncü toplantısında beklentilerin üzerinde faiz indirimine gitti.

Kurul kısa vadeli faiz oranlarını 0.75 puan indirdi. Karar sonrasında borçlanma faiz oranı yüzde 9.75'e, borç verme faiz oranı da yüzde 12.25'e çekildi. Böylece gösterge faiz tarihte ilk kez tek haneye inmiş oldu. Son 6 ayda faizde yapılan indirim de 7 puana ulaştı.

Kurul, iktisadi faaliyetteki yavaşlamanın yılın ilk çeyreğinde de süreceğini belirtti. Kuruldan yapılan açıklamada şöyle denildi: "Uluslararası kredi piyasalarındaki sorunlar devam etmekte, küresel ekonomiye ilişkin göstergelerde henüz somut bir iyileşme gözlenmemektedir. Bu çerçevede iktisadi faaliyetteki toparlanmanın zaman alacağı ve enflasyon üzerindeki asağı yönlü baskıların süreceği düsünülmektedir. Ayrıca, petrol ve diğer emtia fiyatlarındaki birikimli düşüşlerin de katkısıyla kısa vadede enflasyondaki düşüşün hızlanacağı tahmin edilmektedir.

AŞAĞI YÖNLÜ RİSKLER ORTADAN KALKMADI

Kurul, politika faizlerindeki indirimlerin 2009 yılı sonunda enflasyonun hedefin belirgin olarak altında gerçekleşme olasılığını azalttığını düşünmektedir. Buna rağmen, finansal koşullardaki ek sıkılığın kısmen devam etmesi ve küresel finans piyasalarındaki sorunların reel ekonomi üzerindeki etkilerinin boyutuna ilişkin belirsizliklerin halen yüksek seviyede seyretmesi, asağı yönlü risklerin tamamıyla ortadan kalkmadığına işaret etmektedir.

SONRAKİ İNDİRİM ÖLÇÜLÜ OLUR

Merkez Bankası, fiyat istikrarını sağlama temel amacı ile çelişmemek kaydıyla, uluslararası piyasalardaki sorunların ekonomimiz üzerindeki etkilerini sınırlamak için üzerine düşen tedbirleri almaya devam edecektir. Kurul, bundan sonraki faiz indiriminin ölçülü olabileceği ve şartlara bağlı olarak para politikasının aşağı yönlü esnekliğini uzunca bir süre korumasının gerekebileceği değerlendirmesinde bulunmuştur."

SALAR: MB'NİN FAZLA YERİ KALMADI, YÜZDE 9'A İNER

Merkez Bankası'nın kararını ntvmsnbc'ye değerlendiren A Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Murat Salar şunları söyledi: "Faizin tek haneye inmesi sembolik anlamda çok şey ifade ediyor. Bu anlamda önemli bir mesaj. Piyasa faizleri MB'nin kararlarıyla birlikte hareket etmiyor. Önemli olan MB'nin faiz indirim sürecine devam edeceğine dair verdiği işaret. MB mümkün olduğunca, şartlar el verdiği ölçüde aşağı doğru indimeye zorlayacak. Faizin artık fiziki bir sınırı var; çok da fazla indirim anlamında yerimiz kalmadı. Yıl sonuna kadar yüzde 9'u görebiliriz. MB daha kontrollü ve yavaş bir indirim süreciyle devam edecektir. Yüzde 12.5 olan piyasa faizinin yüzde 12'lerin altına kalıcı olarak gitmemesi gerektiğini düşünüyorum. Enflasyon yüzde 7 ise faizin yüzde 12'nin altına gitmesi rasyonel olmaz."

26 Mart 2009 Perşembe

BBP'nin sitesine tam boy Yazıcıoğlu

BBP Genel Merkezi,Yazıcıoğlu'nun helikopterinin düşmesinin ardından, partinin resmi internet sitesinin ana sayfasını değiştirdi.


Partinin ''www.bbp.org.tr'' adresli resmi internet sitesinin ana sayfasına Yazıcıoğlu'nun çiçekler içinde ayakta çekilmiş boy fotoğrafı konuldu. Fotoğrafın içine, ''Umutluyuz! Dualarımız Seninle...'' ibaresi eklendi.

BBP liderinin Özel Kalem Müdürü Okan Köksal, AA muhabirine, ümit içerisinde iyi bir haber duymak için ''dualarla beklediklerini'' söyledi.

kullan

30 Ocak 2009 Cuma

Dünya basınında Davos çıkışı


Başbakan Erdoğan’ın dün Davos’taki Gazze oturumunda İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e çıkıştıktan sonra salonu terk etmesi, birçok dünya ve Arap gazetesine manşet oldu.

Yunan televizyonu bile söyledi ama

İsviçre'nin Davos kentinde dün yapılan "Gazze: Orta Doğu'da Barış Modeli" oturumunda ve sonrasında yaşanan gelişmeler, dünya basınında geniş yankı buldu.

Arap basını sadece bir kaç gazete hariç haberi manşetten gördü. Sadece Suudi Arabistan ve Mısır basınından bağımsız olmayan gazetelerin haberi görmemesi dikkat çekti. Erdoğan'ın demokratik tavrına tam destek veren Arap basınındaki habelerde, Arap Birliği Başkanı Amr Musa'nın salonu terk etmemesini eleştirdi.

İNGİLİZ BASINI KÜÇÜK GÖRDÜ

Erdoğan’ın Davos’ta Gazze konulu paneli terk etmesi, İngiltere’deki gazetelerin ilk baskılarında, iç sayfalarda küçük bir haber olarak yer buluyor.

Daily Telegraph’ın başlığı “Türk lider, İsrail Cumhurbaşkanı ile yaptığı tartışmadan hışımla çıktı.” Gazete özetle şöyle aktarıyor olayı: “İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres, ülkesinin son bir ayda Gazze’ye yaptığı saldırıyı hararetle savunmuş ve sesini yükseltip parmağını sallayarak, Erdoğan’a her gece İstanbul’a füze atılsa ne yapacağını sormuştu. Yanıt vermeye çalışan Erdoğan’ın sözü kesildi. O da ‘Konuşmama izin vermediğiniz için bir daha Davos’a geleceğimi sanmıyorum’ diyerek kalktı ve konferans salonundan çıkıp gitti.”

Independent ise aynı haberi “Türk başbakanı Peres’le kavga etti” başlığı ile vermiş. Gazete, Erdoğan’ın kalkıp giderkenki fotoğrafını da eklediği bu kısa haberde, iki liderin de seslerini yükselttiğini, bunun Davos’un seçkin ortamında hayli alışılmadık bir durum olduğunu belirtmiş.

‘DAVOS ÇALKALANDI’

Habere en geniş yer ayıran gazete ise, iş dünyasının gazetesi Financial Times. Bu haberin başlığı “Erdoğan, Orta Doğu barışı hakkındaki tartışmadan hışımla çıktı.” Yazıdan özetle aktaralım: “Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu, dün gece diplomatik bir kavgayla çalkalandı. İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres ile duygusal bir tartışma yapan Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, sahneyi hışımla terk etti. Olay, organizatörü Klaus Schwab’ın halklar arasındaki ‘doğal anlayışa’ adandığını söylediği Davos’taki en büyük aksaklıklardan biri oldu...

Tartışmanın katılımcılarından Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa ise, Financial Times’a moderatörün ‘açıkça haksızlık yaptığını’ söyledi. Financial Times bu haberin devamında, İsrail’in uzun süredir Türkiye’yi Müslüman dünyasındaki en büyük müttefiki olarak gördüğünü, ancak Gazze’ye düzenlenen saldırıdan beri ilişkilerin kötüye gittiğini belirtmiş.

‘HUYSUZLUK NÖBETLERİ GEÇİREN TÜRK’

Times gazetesi ise olaya, Davos’la ilgili kısa haberleri arasında yer veriyor. Gazeteye göre, bu yıl sönük geçen toplantılarda ilk “teatral heyecan” bu olayla yaşandı. Times, Peres’in uzun ve öfkeli konuşmasına yanıt vermek isteyen Erdoğan’ın sözünün kesildiğini belirterek, başbakanın hakkını teslim ediyor. Ancak Erdoğan’ı “huysuzluk nöbetleri geçiren Türk” diye tanımlamaktan da geri kalmıyor...

JERUSALEM POST: İSRAİL-TÜRKİYE İLİŞKİLERİ KÖTÜ BİR DÖNEMEÇTE

İsrail’in İngilizce yayımlanan Jerusalem Post gazetesi de habere geniş yer verdi: Gazete, İsrail-Türk ilişkilerinin Davos’ta daha kötüye doğru keskin bir dönüş yaptığını yazdı ve şu ifadeleri kullandı: “Türk Başbakanı Dünya Ekonomik Forumu’nda Şimon Peres ile Gazze hakkında bir tartışma yaşadıktan sonra, paneli kıpkırmızı bir yüzle terk etti. Peres’in Gazze’deki operasyonu savunan ateşli monoloğunun ardundan, Erdoğan, panel moderatörü tarafından sözünün kesilmesine sinirlendi. Peres’in savunması sadece Erdoğan değil, diğer iki panelist Arap Birliği Başkanı Amr Musa ve BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon tarafından da eleştirildi. Erdoğan ise Peres’e, “İnsanları öldürüyorsunuz” dedi.”

Peres’in parmağını Erdoğan’a doğru sallayarak, “Her gün sizin başınıza roketler yağsa, ne yapardınız” dediğini yazan gazete, “Peres’in yorumları candan alkışlarla karşılanması, Türk Başbakanı irrite etti” dedi.

Jerusalem Post, Erdoğan ve Peres’in karşılıklı olarak seslerini yükselttiğini ve bunun dünya liderlerinin elit buluşması olan ve fikir birliğine varma ve siyasi diyaloğun hakim kılındığı Davos’ta pek görülen bir durum olmadığını yazdı.

ERDOĞAN KENDİ ÇIKARLARINA ZARAR VERİYOR

Gazete, Emine Erdoğan’ın panel çıkışında da üzgün göründüğünü ve “Peres’in söyledikleri kabul edilemez” dediğini yazdı.

Jerusalem Post, “Hoşnutsuzluk yaratan olay, İsrail ve Türk diplomatlarının, Gazze operasyonu sonrasında Erdoğan’ın sert eleştirileri ile gerilen, iki ülke arasındaki ilişkilerin iyileşebileceğini düşündüğü bir anda geldi.” diye yazdı.

Gazete Kudüslü kaynakların şu yorumuna da yer verdi: “Erdoğan’ın Davos’taki hareketleri, İsrail-Türkiye ilişkilerine daha fazla zarar vermek istemediğini gösteriyor. Ancak Erdoğan’ın sahnedeki hareketi, Türkiye’nin Avrupa’ya karçı çizmek istediği rasyonel ve yapıcı aktör imajına hiç uymadı. İsrail’İn Türkiye ile olan stratejik ilişkileri bizim için önemli, ama Türkiye için de önemsiz değil. Edoğan kendi çıkarlarına zarar veriyor.”

BBC: ERDOĞAN KAHRAMAN GİBİ KARŞILANDI

İngiliz devlet televizyonu BBC, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile İsrail Cumhurbaşkanı Simon Peres'in Davos'taki tartışmasını görüntülü olarak ekranlarına taşırken, Erdoğan'ın Türkiye'ye dönüşte İstanbul'da binlerce kişi tarafından kahramanca karşılandığını duyurdu.

BBC, bunun dışında binlerce kişinin yine başkent Ankara'da toplandığını ve bu vatandaşların Erdoğan'ın Ankara'ya inmesini beklediklerine dikkat çekti. BBC kanalı, Erdoğan'ın Peres'in sert bir şekilde Gazze saldırısını savunmasının ardından cevap vermek istediğini ancak sözünün programı sunan şahıs tarafından kesildiğini ve konuşmasına izin verilmediğini için sinirlendiğini vurguladı.

Erdoğan'ın İstanbul'a inişte vatandaşlara seslendiğini okuyucularına duyuran BBC, Başbakan'ın "Ben sadece ülkemin onurunu korumaya çalıştığımı biliyorum. Ben bir kabilenin başı değil, Türkiye başbakanıyım. Yapmam gerekeni yaptım" sözlerini nakletti.

BBC İstanbul muhabiri Sarah Rainsford ise, Başbakan'ın Atatürk Havaalanı'na inmesinden kısa bir süre önce binlerce kişinin alana yakın yerde toplandıklarını ve ellerinde Türkiye ile Filistin bayrakları taşıdıklarını bildirdi.

THE ECONOMİST: ÖZEL İLİŞKİLER RİSKE GİRDİ

Bu haftaki sayısında Türkiye'ye geniş yer ayıran İngiliz The Economist dergisi, son kanlı Gazze saldırılarının ardından Türkiye ile İsrail arasındaki özel ilişkilerin riske girdiğini bildirdi.

Gazze saldırılarının Türk halkının sesini yükseltmesine neden olduğunu yazan The Economist, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın İsrail ile ilişkilerin kesilmesi yönünde yapılan baskılara ise direndiğinin altını çizdi. İsrail ile Türkiye arasındaki ilişkilerin geçmiş yıllarda da benzer şekilde gerildiğini yazan dergide şu ifadelere yer verildi: "2004 yılında da İsrail'in Hamas'ın kurucularından Ahmet Yasin'in cami çıkışında öldürmesinden sonra Erdoğan İsrail'e terörist ülke demişti. Ardından Türkiye'nın Hamas lideri Halid Meşal'i davet etmesiyle yine büyük tepki almıştı"

İlişkilerin ABD'nin arabuluculuğu ile rayına girdiğini hatırlatan The Economist, "Ama bu sefer Erdoğan çok daha fazla sinirli. İsrail'in savaş suçu işlediğini ve Birleşmiş Milletler'in görevini yerine getirmediğini söylüyor" yorumunda bulundu.

Ankara'nın, "Yahudi karşıtı" olduğu iddialarını yalanladığını ve Yahudilere karşı Osmanlı İmparatorluğu döneminden bu yana hoşgörülü oldukları söylemlerini hatırlatan dergi, Türkiye'nin İsrail'i ilk tanıyan Müslüman ülke olduğunu, yakın zaman önce Türkiye'ye tatile giden İsraillilerin sayısında büyük artış olduğunu ve askeri ilişkilerin de hala iyi bir şekilde devam ettiğini yazdı.

"Ancak Yahudi karşıtlığı genelde Hıristiyan ya da Batı karşıtlığı olarak algılanıyor" yorumunda bulunan The Economist, "Türkiye'de, Yahudi ve Ermeni kelimelerinin küçük düşürücü sözler olarak kullanıldığını" savundu. Pew Global anket şirketinin 2008'deki bir araştırmasına yer veren dergi, Türkiye'de Yahudi karşıtlığının yüzde 76'ya çıktığını aktardı.

The Economist ayrıca, Avrupalı Amerikalı ve Türk diplomatların Erdoğan'ın İsrail'e yönelik ses tonunda biraz yumuşaması konusunda girişimlerde bulunabileceğine işaret etti.

'ERDOĞAN'IN DAVOS ÇIKIŞI' MISIR BASININDA

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Davos'ta katıldığı paneli terk etmesi, Mısır basınında son dakika gelişmesi olarak yer aldı.

Mısır'ın 4 dilde yayın yapan resmi kanalı Nil TV, tüm bültenlerinde Erdoğan'ın çıkışına yer verdi ve Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa'nın Erdoğan toplantıdan ayrılırken kendisiyle tokalaşmasına ayrıca vurgu yaptı. Mısır'ın resmi haber ajansı Mena ise, görüşmeyi yorumsuz olarak "Erdoğan, Peres ile panelde konuştu" başlığı ile abonelerine duyurdu.

Mısır'ın yarı resmi gazeteleri El Ahram ve El Cumhuriye ise, internet sitelerinde henüz haberi yayınlamazken, muhalif gazete El Wafd, internet sitesinde gelişmeyi son dakika olarak "Erdoğan, Peres ile Gazze konusunda atıştı" diye verdi.

-OBAMA'NIN DANIŞMANI "DONDU"-

"Erdoğan'ın Gazze yüzünden Davos'u terk ettiğini" yazan Guardian gazetesi de "Başbakanın Davos'u terk etmesine İsrail Cumhurbaşkanı Peres ile girdiği sert tartışmanın yol açtığını" kaydetti.

"Erdoğan'ın tartışma sırasında İsrail Cumhurbaşkanına 'Yaptığınız çok yanlış', 'Çok sayıda insan öldürüldü' gibi ifadeler kullandığını" yazan gazete, "tartışmayı izleyen kalabalık grubun arasında ABD Başkanı Barack Obama'nın danışmanı Valerie Jarrett'in de bulunduğunu" belirterek, "Jarrett'in gördükleri karşısında hayretten donup kaldığını" öne sürdü.

"Toplantıyı izleyen iş ve siyaset dünyasının liderleri olan, nazik diyalog ve uzlaşma arayışıyla tanınan insanlar için Peres ve Erdoğan'ın seslerini yükseltmeleri son derece alışılmamış bir şeydi" yorumunda bulunan gazete, "oturumdan sonra Dünya Ekonomik Forumu Başkanı Klaus Schwab'ın Erdoğan ile konuştuğunu, eski Norveç Başbakanı Kjell Bondevik'in de Erdoğan'ın salondan ayrılmasına üzüldüğünü ve bunu durumun güçlüğünü ortaya koyan bir ifade biçimi olarak gördüğünü söylediğini" yazdı.

Haberde, "Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa'nın ise Erdoğan'ın tavrını övdüğü, Başbakanın eşi Emine Erdoğan'ın da 'Peres yalan söylüyor. Bu kabul edilemez' dediği" belirtildi.

-BELÇİKA BASINI-

Belçika basını da konuyla ilgili haberlerinde, "Erdoğan çok kızdı, Peres özür diledi", "Erdoğan'dan Şimon Peres'e: Siz insanları öldürüyorsunuz", "Erdoğan kızarak Davos tartışmasını terk etti" gibi başlıklar kullandı.

Haberlerde, "Erdoğan'ın Davos'taki Gazze tartışmasını kızgınlıkla terk ederken, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'in uzun konuşmasına cevap verme hakkı tanınmaması nedeniyle toplantıyı düzenleyenleri kınadığı" ifade edildi.

Erdoğan'ın "Davos'a bir daha gelmem" şeklindeki tepkisine de yer verilen haberlerde, Başbakan Erdoğan ve İsrail Cumhurbaşkanı arasındaki tartışma detaylı şekilde anlatıldı.

-İSPANYA BASINI-

İspanya'nın sağ görüşlü ABC gazetesi ise "Uluslararası tansiyon: Gazze diplomasiyi tatsızlaştırıyor" ifadesini ön plana çıkararak verdiği haberinde, "Gerek Davos'ta Erdoğan'ın öfkelenerek paneli terk etmesi gerekse İspanya Ulusal Mahkemesi'nin 22 temmuz 2002 tarihinde Gazze'de yapılan saldırıdan dolayı İsrail hakkında soruşturma başlatması İsrail'in Gazze'ye düzenlediği son saldırıların somut sonuçlarıdır" ifadesine yer verdi.

El Mundo da "Erdoğan, Gazze'deki ölümlerden Peres'i suçladıktan sonra öfkelenerek Davos'u terk etti" başlığı altında verdiği haberinde, "Davos'ta iki gündür görülen sakin ortamın Erdoğan'ın öfkeli şekilde panel salonunu terk etmesinden sonra bozulduğunu" savundu.

Katalan gazetelerinden La Vanguardia ise "Erdoğan'ın kendisine cevap hakkı verilmemesine sinirlenerek oturumu terk ettiğini" belirtti, "ancak bu olaydan dolayı Türkiye ile İsrail arasındaki tarihi ittifakın bozulma ihtimalinin olduğunu" savundu.

-"ÖLDÜRMENİN NE OLDUĞUNU İYİ BİLİRSİN"-

Lübnan'da Arapça olarak yayımlanan As Safir gazetesi ise konuyla ilgili haberini, "Erdoğan'dan Peres'e: Sen öldürmenin ne olduğunu iyi bilirsin" başlığıyla verdi.

Gazete, dün akşam Davos'ta yaşanan olayın "Türk-İsrail ilişkilerindeki en büyük bomba olduğu" yorumunu yaptı.

Nahar gazetesi ise konuyla ilgili haberini birinci sayfadan verdi ve "Başbakan Erdoğan, Davos'ta Gazze konulu tartışmayı terk etti" başlığını kullandı.

DAVOS KRİZİ ALMAN BASININDA�

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 39'uncu Dünya Ekonomi Forumu'ndaki Gazze panelinde İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres ile tartışmasının ardından, salonu terkmesi ve yaptığı açıklamalar Alman basınında geniş yankı uyandırdı.

Almanya'nın Bulvar gazetesi Bild, "İsrail'e karşı nefret konuşması" başlığı ile verdiği haberinde, "Erdoğan bu nefret içeren konuşmasını 'Siz öldürmeyi iyi bilirsiniz' diyerek hem İsrail Devlet Başkanı Şimon Peres hem de Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki Moon'un nezninde gerçekleştirdi" diye yazdı.

Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesi "Davos'da Skandal, Türk Başbakanı podyumu terketti" başlığıyla verdiği haberinde, Erdoğan'ın Türkiye'ye geri dönüşünde halk tarafından coşkulu bir şekilde karşılandığını belirterek, "Davos'un Fatih'i, Hoşgeldin!" arabaşlığı ile Türkiye'deki tepkileri yansıttı.

Almanya'nın muhafazakar çizgili gazetesi Şüddeutsche Zeitung, "İnsan nasıl öldürülür, siz bilirsiniz" başlığı ile Davos'da Perşembe akşamı yaşanan gerginliği yansıtarak, Erdoğan'ın açıklama ve davranışı ile Davos'da bir skandala yol açtığını yazdı.

Der Spiegel dergisi, "Öfke ile konuştu, moderatör ile tartıştı, sonra da ayağa kalkıp gitti" başlığıyla verdiği haberinde, "Erdoğan bütün kameraların ve podyumu dinelemeye gelen kalabalığın önünde bir skandala imza attı" ifadelerine yer verdi. Ayrıca Erdoğan'ın tartışma sonrası son dakika gerçekleştirdiği basın toplantısına da değinen dergi Erdoğan'ın, olanlara rağmen Orta Doğu'da barış umduğunu açıkladığını yazdı. Spiegel haberini Erdoğan'ın "Peres'e saygı duyuyorum ve yaşça benden büyük olmasından ötürü de saygı duyuyorum. Eğer böyle olmasaydı ben de sesimi yükseltmiştim" cümlesi ile noktaladı.

Die Welt gazetesi, "Erdoğan'ın Davos skandalı" başlığıyla yansıttığı Dünya Ekonomik Forumu'nda yaşanan tartışmayı, "Peres'in 'Her akşam İstanbul raketlerin hedefi olsa siz ne yapardınız sorusuna Erdoğan podyumu terk ettikten sonra düzenlediği basın toplantısında değindi. İsrail Devlet Başkanı'nın sesini yükselttiğini ve ona saygı duyması kendisinin de sesini yükseltebileceğini söyledi. Ayrıca Erdoğan basın toplantısında 'Onların söyledikleri doğru değil, bizim elimizde de veriler var' dedi" ifadeleriyle aktardı.

Haftalık Die Zeit gazetesi ise, "Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan Davos'daki podyumdan İsrail Devlet Başkanı'nın yaptığı açıklamalar sonrası cevap veremediği için koşar adımlarla ayrıldı. İstanbul'da ise, coşku ile karşılandı" ifadelerine yer verdi. Daha sonra gerçekleştirdiği basın toplantısında Erdoğan'ın ortalığı yatıştırmaya çalıştığını yazan Die Zeit gazetesi Erdoğan'ın, basın toplantısında da öfkesini kendisine zaman tanımayan moderatöre yönelttiğine dikkat çekti.

Berliner Morgenpost gazetesi ise "Erdoğan oturumda Peres'e saldırdı" başlığıyla verdiği haberde, "Erdoğan'ın, konuşmasından sonra Peres'in alkışlanmasını çok üzücü bulduğunu belirterek, insanların hayatını kaybettikleri operasyonların alkışlanmasını doğru bulmadığını söylediğini" ifade etti.

-"ERDOĞAN, PERES'İN GAZZE KATLİAMINI SAVUNMASINA TEPKİ GÖSTERDİ"-

Konuyla ilgili gelişmelere geniş şekilde yer veren İran medyası da "İsrail Cumhurbaşkanı Peres'in 'Gazze'deki katliamı' savunmasına ve salondakilerin de onu alkışlamasına Başbakan Erdoğan'ın tepki gösterdiğini ve sonunda salonu terk ettiğini duyurdu.

Haberlerde, Erdoğan'ın, Peres'e hitaben ''Sesin çok yüksek çıkıyor. Benden yaşlısın biliyorum ki sesinin benden çok yüksek çıkması bir suçluluk psikolojisinin gereğidir. Öldürmeye gelince siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz. Plajlardaki çocukları nasıl öldürdüğünüz, nasıl vurduğunuzu çok iyi biliyorum'' şeklindeki sözlerine yer verildi.

Başbakanı Erdoğan'ın ayrıca, ''Tevrat'ın 'adam öldürmeyin' emrine rağmen İsrail'in masum insanları öldürdüğü'' yönündeki ifadesi aktarıldı.

Peres'in Gazze'deki katliamları yüksek sesle savunmasının alkışlanmasıyla ilgili olarak da Başbakan Erdoğan'ın, ''Şu zulme alkış tutanları da ayrıca kınıyorum. Çocukları öldürenleri kalkıp da alkışlamak öyle zannediyorum ki insanlık suçudur'' dediği belirtildi.

Toplantıda BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun ve Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa'nın da hazır bulunduğu hatırlatılan haberlerde, Peres'in daha sonra Erdoğan'ı arayarak özür dilediği ifade edildi.

Haberlerde ayrıca, vatandaşların Türk ve Filistin bayraklarıyla Başbakan Erdoğan'ı Türkiye'de coşkulu bir şekilde karşıladığı ve ''Türkiye seninle gurur duyuyor'' şeklinde slogan attıkları kaydedildi.

Macaristan'da da medya konuyla ilgili gelişmelere yoğun şekilde yer verdi. "Erdoğan'ın Türkiye'ye dönüşünde kahraman gibi karşılandığını" yazan basın, "binlerce vatandaşın Başbakanını Davos'taki tepkisinden ötürü kutladığını" kaydetti.

-''YENİ KÖTÜ TİTREŞİMLER''-

İngiltere'de yayımlanan haftalık The Economist dergisi, Davos'ta dün yaşanan olaydan önce Türk-İsrail ilişkileri hakkında yaptığı değerlendirmede, iki devlet arasındaki ilişkilerin Gazze'ye yönelik saldırılar yüzünden risk altında olduğu yorumunda bulundu.

"Yeni Kötü Titreşimler" başlıklı değerlendirmede, İsrail'in Gazze saldırılarının Türk halkı ve hükümetinin İsrail'e yaklaşımını olumsuz etkilediği belirtildi ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın İsrail'i Filistinlilere yönelik baskılarından dolayı sert şekilde eleştirdiği hatırlatıldı.

İki ülke arasında benzeri bir kavganın 2004 yılında Hamas'ın kurucusu Şeyh Ahmed Yasin'in öldürülmesinden sonra Başbakan Erdoğan'ın İsrail'i devlet terörü uygulamakla suçlaması üzerine yaşandığı kaydedilen makalede, ''O zaman ABD'nin de telkiniyle Türk-İsrail ilişkileri onarıldı. Askeri işbirliğinin devamı sağlandı. İsrail de stratejik ilişkinin devamı hatırına, Türkiye'nin kimi zaman sertleşen ifadelerini duymazdan geldi'' ifadeleri kullanıldı.

Makalede, Başbakan Erdoğan'ın bu kez çok daha öfkeli olduğu ve İsrail'i ''insanlık suçu işlemek'' ile suçladığı belirtildi. Türklerin Yahudi düşmanlığının yükseldiğine ilişkin suçlamaları reddettiği ifade edilen makalede, 500 yıl önce Osmanlı İmparatorluğu'nun İspanya'dan kaçan Musevilere kapıları açması, İsrail devletini ilk tanıyan ülkeler arasında Türkiye'nin de bulunması ve İsrailli pilotların Türkiye'de eğitilmesi gibi iki ülke arasında olumlu pek çok ilişkiden söz edildi.

Türkiye'nin son olarak Suriye ile İsrail arasındaki görüşmelere arabuluculuk yaparak takdir topladığı belirtilen makalede, Türkiye'deki İsrail karşıtı ifadelerin sürmesi halinde ABD'deki Yahudi lobisinin 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarının ABD'de kabulüne destek verebileceği görüşü dile getirildi.

YEDİOTH AHRANOT: PERES'TEN ERDOĞAN'A: İSTANBUL'A ROKET ATILSAYDI NE YAPARDINIZ?

İsrail basını, Davos'taki panelde meydana gelen gelişmeler geniş yer verirken, Yedioth Ahranot gazetesi, ilk sayfasında "Peres'den Erdoğan'a: İstanbul'a roket atılsaydı siz ne yapardınız" manşetiyle çıktı.

Davos'ta Erdoğan konuşurken, Peres'in kendisine dikkatle baktığı bir fotoğraf karesi, manşeti süslüyor. Aynı gazete, Türk Musevilerinin, Türkiye'deki İsrail karşıtı gelişmelerden duyduğu endişeleri dile getiren "Türk Musevileri: Sokağa çıkmaya korkuyoruz" başlığını kullandı.

İsrail Başbakanı Ehud Olmert'in konuyla ilgili, "Her ateşe anında cevap vermeyeceğiz. Gerektiği zaman cevap vereceğiz" sözleri yine bir alt başlık olarak yer aldı.

"Türkiye Başbakanı'nın Peres'e saldırısı şöyle gelişti: Peres'e doğru bağırarak, siz Gazze'de çocukları öldürdünüz" ifadesi ve Peres'in gece yarısına doğru Erdoğan'ı telefonla aradığı bilgisi de sayfada dikkat çekiyor.

Gazetenin üçüncü sayfasında "Türk saldırısı" ve "Davos'ta dram" başlıkları, Erdoğan'ın sahneyi terk ettiği anı da yansıdan üç fotoğrafa eşlik ediyor.

- "TÜRKİYE PERES'E KARŞI"-

Ülkenin yine İbranice yayımlanan gazetelerinden Maariv'de de manşet yine "Davos" oldu. Maariv, "Türkiye Peres'e karşı" manşetini kullanırken, Erdoğan'ın öfkeyle salonu terk ettiği ve Peres'e "Siz insan öldürüyorsunuz" dediğini aktardı.

İsrail televizyonlarının siyasi yorumcuları da Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu tavırları ile "taraf" olduğunu öne sürerek, bu nedenle Ortadoğu barış çabalarında arabulucu olmasının mümkün olmadığını dile getirdiler. Ayrıca Erdoğan'ın üslubunun diplomatik olmadığı da ifade edildi.

09 Ocak 2009 Cuma

Sabih Kanadoglu teknik takibe takilmis


Ankara'daki evine polis ekiplerince baskın yapılan ve 5 saat arama yapılan Sabih Kanadoğlu 'teknik takibe' takılmış...

Sabih Kanadoğlu teknik takibe takılmış

Dün Ankara Çayyolu'ndaki evine polis ekipleri tarafından baskın düzenlenen ve 5 saat arama yapılan Yargıtay Onursal Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nun teknik takibe takıldığı ve Ergenekon davasında 'şüpheli' olarak sıfatlandırıldığı ortaya çıktı.

Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılığın başvurusuyla Sabih Kanadoğlu'nun evinin aranması için İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen izin belgesinde çok çarpıcı bilgiler var. Belgede Sabih Kanadoğlu'nun da örgüte bağlı kişilerle ilişkisi olduğu belirtiliyor.

Belgede ayrıca, Cumhuriyet Gazetesinin 3 farklı tarihlerde bombalanması, Danıştay 2. Dairesine düzenlenen saldırıda hakim Mustafa Yücel Özbilgin'in öldürülmesi ile Ümraniye ve Eskişehir'de ele geçirilen el bombaların Ergenekon Terör Örgütü'nün işi olduğu açıkca belirtiliyor.

ÖRGÜT MENSUPLARIYLA İRTİBATLI

NTV televizyonunda yayınlanan belgenin karar bölümünde, “Yürütülen 'teknik takip' çalışmaları sonucunda örgüt mensupları ile irtibatlı olduğu değerlendirilen şüphelinin (Sabih Kanadoğlu) adreslerinde bulundurulması muhtemel delil ve dokümanların elde edilmesi amacıyla arama yapılmasına, bunların hepsine el konulmasına ihtiyaç duyulmuştur” deniliyor.

Sabih Kanadoğlu’nun telefonlarının mı dinlendiği yoksa ilişkide olduğu öne sürülen diğer zanlıların dinlenirken
teknik takibe takıldığı belli değil.

Mahkemeden alınan ev rama izin belgesinde Kanadoğlu için 'şüpheli' sıfatı kullanılması ve Cumhuriyet Gazetesinin bombalanması ve Danıştay 2. Dairesine düzenlene silahlı saldırının Ergenekon örgütünce yapıldığının belirtilmesi dikkat çekiyor.

06 Ocak 2009 Salı

Erdoğan'ın İsrail'e Osmanlı hatırlatması

Partisinin Meclis Grup toplantısında konuşan Başbakan Erdoğan, İsrail'e çok sert çıktı. 6 aydır yaşananları özetleyen Erdoğan, İsrail'e tarihi bir hatırlatma yaptı. Halka yardım çağrısı yaptı.

Erdoğan'ın İsrail'e Osmanlı hatırlatması

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kendisinin ''duygusal konuştuğunu'' söyleyen İsrail yetkililerine, ''Eğer bir duygusallıktan, hesaptan bahsediliyorsa, bu hesabı İsrail yapıyor. Bu, şubatta yapılacak olan seçimin hesabıdır. Ben buradan Barak ve Livni'ye sesleniyorum; siz Şubatta yapacağınız seçimi bırakın, tarih sizi şu yaptıklarınızla insanlık yaşamına bir kara leke düşürdünüz diye yargılayacak'' dedi.

Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları konusunda görüşlerini açıkladı. Bu konuda atılması gereken adımların takvimini ve

HALKA KÜRSÜDEN GAZZE İÇİN YARDIM ÇAĞRISI

Erdoğan, Ziraat Bankası Aşağı Ayrancı Şubesindeki (55555555) nolu, Türkiye Halk Bankası Bakanlıklar Şubesindeki (05000005) nolu ve Vakıflar Bankası Finans Market Şubesindeki (2055555) nolu hesaplara halkın ve işadamlarının yardımlarını, desteklerini beklediklerini söyledi.

yol haritasını iyi belirlediklerini, derslerini iyi çalıştıklarını ve her an arkadaşlarıyla işin değerlendirmesini yaptığını belirten Erdoğan, nerede, ne gibi adımların atılacağı ve nasıl görüşmeler yapmaları gerektiği hususunu da tespit ettiklerini söyledi.

''Şu an özel temsilcim Suriye'de, bu iş için orada. Sayın Sarkozy, Beşşar Esad ve Hamas yetkilileri ile görüşmeler yapmak üzere bu sabah oraya gönderdim'' diyen Erdoğan, ''Adım adım ve an be an, bazı muhalefetlere rağmen çalışmayı yürüttüğünü'', diğer taraftan Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın dün akşam ABD'ye gittiğini, orada BM Güvenlik Konseyi daimi ve geçici üyeleriyle görüşmeler yapacağını kaydetti. Erdoğan, şöyle devam etti:

''Bütün bu sıkı markaj, bütün bu hassasiyetler, buradan geliyor. Onun için bırakalım birbirimize laf atmayı... Gün, birlik günüdür, beraberlik günüdür. Gün, Gazze'deki kardeşlerimizin yanında yer almak günüdür. Buna dikkat edelim. Yoksa, birbirimize böyle kurusıkı atmak suretiyle bir şey elde edemeyiz. Biz şu anda elimizden geleni yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz. Bundan en ufak bir sapma olmayacak. Bize atılması gereken adımlar noktasında, bize aklıselim ile oturup kalkanların getirip söylediği bir şey varsa, onu da müzakere eder, konuşuruz, istifade edeceğimiz konularda da kesinlikle onlara uyarız. O adımları da biz atarız. Bu konuda da en ufak bir geri adım atma olmaz. Çünkü bizim siyasi hesabımız yok. Ortada bir zulüm var, bu zulme karşı biz zalimlerin yanında olamayız.''

-''DUYGUSAL KONUŞMUYORUM''-

İsrail'in ''Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı duygusal konuşuyor'' sözlerine de yanıt veren Erdoğan, şunları kaydetti:

''Hayır, ben duygusal konuşmuyorum. Eğer benim duygusallığım varsa, Gazze'deki kardeşlerime yöneliktir. Olayı kılı kırk yararak, düşünerek konuşuyorum, akılla, bilgiyle, tecrübeyle konuşuyorum. Eğer bir duygusallıktan, hesaptan bahsediliyorsa, bu hesabı bu anda İsrail yapıyor. Bu ne hesabıdır? Şubatta yapılacak olan seçim hesabıdır. Ben buradan Ehud Barak'a, Livni'ye sesleniyorum; Siz Şubat ayında yapacağınız seçimi bırakın, tarih sizi şu yaptıklarınızla insanlık yaşamına bir kara leke düşürdünüz diye yargılayacak. Biz, dedeleriniz, ecdadınız kovulduğu zaman, sizi kalkıp da bu topraklarda ağırlayan, bu topraklarda misafir eden Osmanlı'nın torunları olarak konuşuyoruz. Her zaman mazlumun yanında olduk, bugün de yanındayız, yarın da yanında olacağız ve bundan kimsenin endişesi olmasın.

Gazze'de devam eden saldırıların insanlık tarihine leke olarak geçeceğini söyledim. İnsanları tarihte derin acılar yaşayan bir devletten beklenen, insanlık yaşamına özellikle herkesten daha çok saygı duyması gerekirken, bunları yapmış olması gerçekten affedilir bir şey değil. İnsan hayatının özellikle çocukların, kadınların, yaşlıların hayatının ne kadar değerli, ne kadar kutsal olduğunu, hakkın, hukukun, birlikte yaşama kültürünün ne kadar mühim olduğunu en çok da tarihte acı günler yaşamış olan bu milletin bilmesi gerektiğine inanıyoruz. Nitekim, dünyanın birçok bölgesinde yaşamış olan veya yaşayan Yahudiler de yaşanan gelişmelere karşı duydukları üzüntü ve kaygıyı dile getiriyorlar. İsrail'de de ayaklananlar var. Orada da rahatsız olanlar var. Ama bunlara tabii kulakları sağır olan bir yönetim var.''

-''NASIL TEPKİ GÖSTERİLMESİN Kİ...''-

Meseleye sadece insani hassasiyetle bakan bir çok kesimin haklı bir tepki gösterdiğini, bu çerçevede Türkiye'nin birçok ilinde yapılan gösterilerin, mitinglerin toplumun duyarlılığını ortaya koyduğunu anlatan Erdoğan, bu duyarlılığı kimsenin gözardı edemeyeceğini vurguladı.

''Nasıl tepki gösterilmesin ki? Filistin meselesi kanayan bir yara olarak gündemimizde ön sıralardaki yerini koruyor'' diyen Erdoğan, iki yıldan beri Gazze'nin abluka altında tutulduğunu, giriş ve çıkışların engellendiğini, ekmek, gıda, giyecek ve ilaç sevkıyatına izin verilmediği, ''Gazze halkının tam iki yıldan beri dünyanın en büyük açık hava hapishanesinde adeta bir toplama kampında kendi kaderlerine terk edildiğini'' söyledi.

Bölgeyi gören, ''Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak, Ramallah sınır kapısında arabasının içinde yarım saat bekletilmiş bir başbakan'' olarak konuştuğunu belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bunu yapan kim? İsrail... Şimdi bu İsrail hala kalkıp diplomasiden bahsediyor, hala demokrasiden bahsediyor. Ne demokrasisi? Dostluk vesaire bütün bunlara rağmen açık konuşuyorum, bizler 'İsrail-Suriye arasında bir endirekt acaba bir arabuluculuk yapılabilir mi?' diye talepler geldiğinde buna olumlu baktık. Ama Pazartesi günü, bütçe görüşmelerinin olduğu haftanın pazartesi günü (22 Aralık), biz burada Olmert'i kabul ettik. Biliyorsunuz bazı yayın organları, siyasiler bunu da konuştular. Güya, gelmişler bizden izin almışlar, görüşmüşler, ondan sonra da gidip Cumartesi günü (27 Aralık) harekatı yapmışlar.

Bizimle; İsrail-Suriye ilişkilerinin beşinci raundunu görüşmeye geldiler ve biz bu beşinci raundu görüştük. Kendileri ve Suriye ile o akşam, bir mutabakat metni üzerinde sürekli bir telefon diplomasisiyle ne yapılabilir, bunu görüştük. Yaklaşık 6 saat hem burayla (İsrail), hem de Sayın Beşşar Esad ve Dışişleri bakanları ile arkadaşlarımız görüşmeler yapıyordu. Olay geldi geldi, bir-iki kelimede takıldı. Dedik ki 'hafta sonuna kadar bu çalışmaları devam ettirin, burada da bir mutabakat sağlayıp, neticeye varalım.' Tabi biz, İsrail Başbakanı'nın cuma günü için bize dönüşünü beklerken, maalesef biz Cumartesi günü bütçe müzakerelerindeyken saat 11.30'da İsrail uçaklarının ne yazık ki Gazze'yi bombaladığını duyduk. Bunu da Türkiye'ye bir saygısızlık olarak da görüyoruz.

Tüm bu olumsuzluklara ilave olarak hala kalkıp da duygusallık olarak bu süreci değerlendirme gayreti içine giriyorlar. 550 insanını öldürülmesi, 2 binin üzerinde insanın şu anda yaralı olarak, gerek Gazze ve gerek Gazze dışında tedavi ediliyor olmaları, bunların içinde daha ne kadarı ölecek onu bilmiyoruz. Hiçbir gerekçe, böyle bir vahşeti insanlık vicdanında meşrulaştırma yolu olabilir mi? Pazar yerlerine, ambulanslara, hastanelere, okullara, camilere, masum sivillerin yaşadığı evlere fırlatılan bombaların bir izahı var mı? Olabilir mi? Suyu, elektriği, ekmeği, ilacı esirgenen insanların üzerlerine ölüm yağdırarak neyi çözebilirsiniz?''

-''ORTADOĞU SON 100 YILDIR BARIŞA HİÇ BU KADAR YAKIN OLMAMIŞTI''

Filistin'de yaşayan insanların da en azından diğerleri kadar değerli ve yaşama hakkına sahip olduğuna işaret eden Erdoğan, ''İnsan hayatını hiçe sayan bir anlayış, ancak bir insanlık ayıbı olarak görülebilir. Bu şekilde ancak kin ve nefret tohumları geleceğe dönük olarak ekilebilir. İsrail bu gerçeği görmeli ve bir an önce saldırılara son vermelidir. bu şekilde hiçbir sorun çözülmez, barış süreci ciddi yara alır, sorunlar daha da ağırlaşır'' dedi.

Saldırılarla, ''insanlığın ortak vicdanında onarılması zor bir yara açıldığını'' vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

''Şu noktanın altını özellikle çizmek istiyorum; Ortadoğu son 100 yıldır barışa hiç bu kadar yakın olmamıştı. Suriye ile İsrail arasında, bizim de girişimlerimizle bir diyalog başlatıldı. Mısır ile İsrail arasında diyalog gelişiyordu. Lübnan, kendi iç meselelerini halletme yolunda önemli adımlar atmıştı. Özellikle Filistin ile İsrail arasında, bizim de katkılarımızla barışa dönük adımlar atılmış, Annapolis süreci başlatılmış ve önemli umut ışığı doğmuştu. Ama barışa bu kadar yakın olduğumuz bir anda başlayan bu saldırılar, barış umutlarını bir kez daha ne yazık ki kararttı.

Türkiye olarak her zaman Filistin'in yanında olduk, olmaya da devam edeceğiz. Filistin ile bizim, tarihi, kültürel bağlarımız var, her şeyden önemlisi gönül bağımız var. Millet olarak yediğimizden, giydiğimizden, kazandığımızdan fedakarlık ettik ve Filistinli kardeşlerimizin her zaman yanında olduk. Sadece yardım etmekle kalmadık, bölgenin bir an önce huzura, refaha, istikrara kavuşması için sorunların başladığı ilk günden itibaren devrede olduk. Şu hususu herkes iyi anlamalıdır; Filistin meselesi, sadece Filistin'in ve Filistinlilerin meselesi değil, sadece Arapların, Müslümanların ve Ortadoğu coğrafyasının da meselesi değildir, olmamıştır. Filistin'de kalıcı barışın sağlanması, elbette Ortadoğu'da kalıcı barış ve istikrar için öncelikli şarttır. Ancak bugün Filistinli'lerin maruz kalığı sıkıntılar, tüm insanlığın meselesi olarak görülmelidir.''

Erdoğan, TBMM Başkanı Köksal Toptan'ın, Gazze'ye yönelik olarak sadece milletvekillerini kapsayan bir yardım kampanyası başlattığını belirterek, buna milletvekillerinin katılacağını, kendilerinin de AK Parti Grubu olarak bu kampanyada en iyi ve en güçlü şekilde yerlerini alacaklarını söyledi.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ortadoğu'yu barış havzası olarak görmek istediklerini belirterek, ''Hamas'ın da hataları olmuştur, doğrudur. Ancak, hatalar üzerine bir vahşeti sergileyemezsiniz'' dedi.

Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, Filistin'e, Başbakanlık acil yardım hesaplarından yardımlar yaptıklarını ve yapmaya da devam edeceklerini söyledi.

Ziraat Bankası Aşağı Ayrancı Şubesindeki (55555555) nolu, Türkiye Halk Bankası Bakanlıklar Şubesindeki (05000005) nolu ve Vakıflar Bankası Finans Market Şubesindeki (2055555) nolu hesaplara halkın ve işadamlarının yardımlarını, desteklerini beklediklerini ifade eden Erdoğan, ''Biz, bu ve benzeri olayların, trajedilerin yaşanmaması için, medeniyetler ittifakı çalışmalarına önem verdik'' diye konuştu.

''Dünya üzerinde yeniden katliamlar yaşanmasın, kan ve gözyaşı son bulsun. Medeniyetler, mezhepler, kültürler, dinler birbiriyle çatışmasın; tam tersine, birbirini anlamaya, dinlemeye çalışsın dedik'' görüşünü dile getiren Erdoğan, dünyada yaşanan olumsuz gelişmelere rağmen umutlarını kaybetmediklerini ifade etti.

Başbakan Erdoğan, her şeye rağmen, Ortadoğu'da barışın mümkün olduğuna inanmak istediklerine işaret ederek, bu konuda BM, AB, ABD ve İslam Konferansı Örgütüne önemli görevler düştüğünü bildirdi. Erdoğan, ''Gürcistan konusunda devreye giren uluslararası kuruluşlar, acaba bu konuda niçin susuyorlar veya söylem düzeyinde geçiştirmekle yetiniyorlar?'' diye sordu.

-''NİÇİN SUSUYORSUNUZ?''-

Uluslararası İnsan Hakları Derneğine ve uluslararası mağdur çocuklarla ilgili kurulmuş sivil toplum örgütlerine, ''Niçin susuyorsunuz?'' diye seslenen Erdoğan, şunları söyledi:

''Bu soruların cevabını duymadığımız zaman, bizim bu uluslararası sivil toplum örgütlerine olan inancımız da zedeleniyor. Ve o zaman inanmakta zorlanıyoruz. O zaman başka hesaplar var. Bunun adı, 'çifte standart' demiyorum, çoklu standarttır. Evrensel değerleri ayakta tutabilmemizin birinci şartı, bu çoklu standarttan kaçınmak, dürüst ve adil bir tutum içinde olmaktır. 25 Ocak 2006'da Filistin'de seçim yapıldı. Ortadoğu tarihinde, en demokratik ve şeffaf seçimlerden biri, Filistin'de gerçekleşti. Filistin halkı hür iradesiyle iktidarda görmek istediklerini seçti. Seçime giderken kimse de bir ses yok. ABD'de, AB'de, AGİT'de ses yok. Ama seçim yapıldıktan sonra istedikleri iktidar olamayınca, 'bunları nasıl çalıştırmayız, işbaşından alıkoyarız' diye engelleme çalışmaları başladı. Hakları olan vergi paylarını vermemeye başladılar. Bunu kim yaptı? İsrail. Bunlar kendilerine söylendiği zaman, kırk dereden kırk türlü su getirdiler.

Biz Ortadoğu'yu barış havzası olarak görmek istiyoruz. Bunu kendilerine söyledik. Gerek doğrudan tarafları, gerekse uluslararası camiayı, Filistin'de demokratik seçimlerin ortaya çıkardığı tabloyu doğru okumaya, sorumluluk bilinci içinde hareket ederek, bu tabloyu barış için bir fırsata dönüştürmeye davet ediyorum. Yeni yönetime fırsat verilmesinin, tüm tarafları demokratik bir sürece çekeceğini ve bundan Filistin'in de İsrail'in de bölgenin de kazançlı çıkacağını beyan ettim. Hamas'ın da hataları olmuştur, doğrudur. Ancak, hatalar üzerine bir vahşeti sergileyemezsiniz, Demokratik sürecin bir geçiş noktası vardır.''

-TÜRKİYE'DEN FİLİSTİN'E YARDIMLAR-

Başbakan Erdoğan, Lübnan krizinde Türkiye'nin girişimleri olduğunu, Suriye-İsrail, Filistin-İsrail görüşmelerinde arabuluculuk yaptıklarını belirtti.

TİKA aracılığıyla Ramallah'ta açılan ofisten, Filistin halkına altyapı, okul, sağlık gibi konularda yardımlar yaptıklarını dile getiren Erdoğan, ayrıca TİKA ve Kızılay ile Filistin'e yardımlar götürdüklerini bildirdi.

Başbakan Erdoğan, Filistin'de Hamas iktidarı sonrasında ortaya çıkan bölünmüşlüğü gidermek için girişimde bulunduklarını, Ortadoğu'da diplomasinin, diyaloğun egemen olması için yoğun çaba sarfettiklerini ifade etti.

Sorunun çözümünde kilit role sahip ülkeler nezdinde neler yapılabileceğini, hangi adımların atılabileceğini konuştuklarını anlatan Erdoğan, ''Özellikle soruna zemin hazırlayan bu ülkeler arasındaki diyalogsuzluğun giderilmesinde çaba harcadık'' dedi.

Erdoğan, İsrail saldırılarının barış çabalarına ciddi bir darbe vurmaya devam ettiğini vurgulayarak, dünya kamuoyunu, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı daha duyarlı olmaya çağırdı.

TÜRKİYE'DEKİ GELİŞMELER

''TRT 6'NIN KÜRTÇE YAYINA BAŞLAMASINI, DEVLETİN HALKIYLA BÜTÜNLEŞMESİ VE HALKINA ULAŞMASI NOKTASINDA ÇOK ÖNEMLİ BİR AÇILIM OLARAK GÖRÜYORUM''

AK Parti Genel Başkanı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, TRT 6'nın Kürtçe yayına başlamasını, devletin halkıyla bütünleşmesi ve halkına ulaşması noktasında çok önemli bir açılım olarak gördüğünü belirterek, ''TRT'nin Kürtçe kanalı, barış ve huzuru besleyecek; ayrımcı, dışlayıcı değil, birleştirici olacaktır'' dedi.

Erdoğan, ülke genelinde yapılan yatırımları ve TRT 6'nın Kürtçe yayınını anlattı.

GAP, KOP, DAP projeleriyle ilgili attıkları adımlar dışında, iktidarları döneminde 8,5 milyar liralık yatırım yaptıklarını ifade eden Erdoğan, toplamda ise 10 milyar liralık yatırımı aştıklarını söyledi.

Başbakan Erdoğan, Güneydoğu ve Doğu Anadolu illerinde yılların getirdiği bir ihmal olduğunu dile getirerek, yaptıklarıyla, doğu-batı ayırımını gidermeye çalıştıklarını kaydetti. Erdoğan, ''(Bölge insanımızın kendisini yalnız, terk edilmiş, ötelenmiş hissetmesine müsaade etmeyiz) dedik ve bu yönde önemli mesafeler aldık'' dedi.

Hiçbir zaman, kimlik siyaseti yapmadıklarını ve kültürel anlamda siyaset yarışı içine girmediklerini, olayı genel anlamda ele aldıklarını ve yollarına böyle devam ettiklerini anlatan Erdoğan, 6 yılda yaptıklarını anlatmayacağını, ancak attıkları son adımlardan birisinin, TRT 6'nın Kürtçe yayına başlaması olduğunu söyledi.

-''KÜRT KÖKENLİLERİN AİDİYET BAĞLARINI GÜÇLENDİRECEKTİR''-

Başbakan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

''TRT 6'nın Kürtçe yayına başlamasını çok önemli bir açılım olarak görüyorum. En azından devletin halkıyla bütünleşmesi ve halkına ulaşması noktasında çok önemli bir açılım olarak görüyorum. Bugüne kadar olan gecikmeyi de büyük bir eksiklik olarak görüyorum. Eğer sizler ürkek, korku toplumu meydana getirirseniz; bu süreç, bu zamana kadar uzar, durur. Demokrasi dairesi geniştir, bu dairede herkesin kendini ifade etme hak ve imkanı vardır. Kürtçe yayın da bunun en güzel örneklerinden biridir. TRT'nin Kürtçe yayın kanalı, Kürt kökenli vatandaşlarımızın aidiyet bağlarını inanıyorum ki daha da güçlendirecektir.

Etnik kökenimiz, inancımız, yaşam biçimlerimiz farklı olabilir. Unutmamamız gereken bir şey var. Bizi birleştiren çok güçlü ortak değerlerimiz var. Bunların başında da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı gelir. Bizi birbirimize bağlayan değerlerimiz, ırk ya da kan bağından çok daha üstün, çok daha sağlam bir bağdır. Onun için farklılıklarımızdan korkmaya gerek yok. Ortak bağlarımız daha çoktur, daha sağlamdır. Farklılıklarımızı zenginlik olarak görmek ve yaşamak bizi birbirimizden uzaklaştırmaz. Tam aksine daha da yakınlaştırır, bizi bölmez, daha da birleştirir, birbirimize daha çok bağlar. Bizi zayıflatmaz, daha da güçlendirir.

TRT 6, Kürtçe yayınlarında, inanıyorum ki milletimiz için birlik, bütünlük, kardeşlik mesajlarını taşımak suretiyle bu alanda çok büyük bir işlev görecektir. Demokrasinin özgür sesi olarak, insani değerleri yüceltecek, barış ve huzuru besleyecek; ayrımcı, dışlayıcı değil, birleştirici olacaktır. Demokrasimizin gelişmesine, derinleşmesine katkıda bulunacaktır.''

Başbakan Erdoğan, kanalın açılışında Kürtçe türkü söyleyen AK Parti Van Milletvekili Gülşen Orhan'a da teşekkür etti.

-''TRT'NİN KÜRTÇE YAYINI, BİZE YAKIŞMIŞTIR''-

Başbakan Erdoğan, TRT 6'nın, sadece Türkiye'ye değil, komşu ülkelere de yayın yapacak olmasının, Türkiye'nin bölgedeki nüfuzunu artıracağını söyledi.

Bu yayınların, barış ve istikrar için gösterilen çabaları ve aktif dış politikayı ciddi bir şekilde destekleyeceğini dile getiren Erdoğan, ''TRT'nin Kürtçe yayını, büyük bir devlet ve kendine güvenen bir millet olarak, bize ve demokrasimize yakışmıştır, hayırlı olsun'' dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, TRT'nin Kürtçe yayınından rahatsız olan bir parti liderinin, bu durumu eleştirdiğini ifade ederek, ''Diyor ki 'devlet etnik kör olmalı.' İşte bunların devletten anladığı budur. Bu zihniyet, yıllar boyunca demokrasiyi de kör, topal, sağır bırakan zihniyettir. Dünyada radyo, televizyon yayıncılığı alıp başını gittiğinde, vatandaşımızı tek kanala mahkum etti bu zihniyet'' diye konuştu.

-''NAZIM HİKMET'İ TEKRAR VATANDAŞLIĞA ALMAK DA BİZE DÜŞTÜ''-

BBC'nin 33 ayrı dilde yayın yaptığını, TRT web sitesinin de geçen kasım ayında 33 ayrı dilde yayına başladığını ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

''Şimdi Kürtçe'yi bunun dışında mı tutalım? Siz o boşluğu dolduramazsanız, doldurmazsanız, o ihtiyacı karşılamazsanız... İşte gördük, başkaları dolduruyor ve karşılıyor. Oradan bölücü ve ayırımcı yayınlar yapılıyor. İşte böyle kör ve şaşı bakışların yol açtığı yanlışları düzeltmek de bize düşüyor, biz de bu görevi yaptık. Nazım Hikmet'in haksız yere vatandaşlıktan çıkartılması kararının düzeltilmesinin de bize düştüğü gibi... Sene 1951 vatandaşlıktan çıkarıldı, sene 2008 iadeyi itibarla tekrar vatandaşlığa almak da bize düştü, bunu da biz hallettik. Bakanlar Kurulu kararıyla kaldırılan vatandaşlığını, yine Bakanlar Kurulu kararıyla iade ettik.

Şunu artık herkesin görmesi, bilmesi, anlaması gerekiyor. Bu devlet, milleti için vardır. Bunun dışında bir anlayışa saparsanız, işte oradan demokrasi, insan hakkı, devlet-millet kaynaşması çıkmaz. Oradan, refah da huzur da kalkınma da çıkmaz. Biz, millet olarak bunu defalarca tecrübe ettik. Ne diyoruz, 'insanı yaşat ki devlet yaşasın.' Devleti insanın önüne geçirerek, milletin üzerinde görerek, millete karşı kör, sağır hale getirerek Türkiye hiç bir yere gidemez. Bundan daha büyük yanlış yoktur. 'Siz 70 milyonun hakkını, Kürtçe televizyona veremezsiniz' diyen anlayışa şunu söylüyorum: Bu 70 milyonun içinde, vergisini veren benim Kürt kökenli vatandaşlarım da var. İşte bunlar, bu işten bu kadar uzak. Biz milletimize sırtını dönenlerden; milletimize karşı kör, sağır, dilsiz asla olmadık, bundan sonra da olmayacağız.

İstanbul'un ve Türkiye'nin 149 yıllık hayali Marmaray'a hangi hassasiyetle yaklaşıyorsak, Muş'un, Bingöl'ün, Van'ın, Hakkari'nin bir köyünün meselesine de aynı hassasiyetle yaklaşıyoruz. Konya, Çankırı, Antalya ve İzmir'in meselelerine nasıl yaklaşıyorsak, 81 ilimizin meselelerine aynı duyarlılıkla yaklaşıyoruz. Eksikler var ama onlar da telafi edilecek.''

NAZIM HİKMET'E İADEİ İTİBAR

Nazım Hikmet'in vatandaşlığa geri döndürülmesi gibi. 1951 yılındaki yapılan bir yanlışı da düzeltmek bize kaldı. Devlet vatandaşı için vardır. Bunun dışına saparsanız devlet millet anlayışı ve demokrasi çıkmaz. Biz bunun için insanı yaşat ki devlet yaşasın diyoruz. Devlet milleti için insanı için vardır.

70 milyonun vergisini Kürtçe TV için akıtamazsınız diyenlere buradan cevap vermek istiyorum. Bu 70 milyanun içinde vergisini verenler arasında Kürt kardeşlerim de var. Biz millete karşı kör, sağır, dilsiz olmadık.

Biz tarihi İstanbul'a Marmara'ya da bu anlayışla bakıyoruz. Antalya'ya da aynı anlayışla bakıyoruz. Biz her soruna her kesime aynı mesafedeyiz. Antalya'da 112'inci adalet sarayını açtık. Eğitim, sağlık, adalet... Bunların bize maliyeti 1 katrilyonu aştı. Artık geciken adaleti değil anında verilen bir adalet anlayışını adalet camiası da yerine getirecektir. Yargıda fiziki iyileştirmelerimiz sürecek. Antalya'da belediyemiz CHP döneminin 10 katını yaptık. Antalya'ya gelen turist sayısı bizim dönemimizde katlandı.

Bulanık sahillerin yerini mavi bayraklı sahiller aldı. Belediyecelik bu... Her türkü turzmi geliştirecek. Ta Sarıkamış bile turizm merkezine dönüşecek. ne dedik yola çıkarken. Durmak yok yola devam. her ili kendi zenginlik ve kendi potansiyelini ortaya çıkarmaya çalışıyoruz.

29 MART YEREL SEÇİMLERİ

8 büyükşehirde adayımızı açıkladık. Adaylarımızı açıklamaya devam ediyoruz. Tam bir demokratik Bu partide lider sultası arayanlar boşuna ararlar. Bizim birilerine koltuk dağıtmak gibi bir durumumuz yok. Biz yerel yönetimleri demokrasinin beşiği olarak görüyoruz.

Medyada bazı haberler yer alıyor. Falanca adayın adı geç açıklanmış. Hiç bir adayımız geç açıklanmıyor. Partimiz gerekli değerlendirmeyi bitirince adayını açıklıyor. Birileri bekliyor diye aday açıklayamayız. Biz ne medyanın ne de diğer siyasi partinin takvimini dikkate alıyoruz. AK Parti'nin bir takvimi var. Ben cebimde bir liste ile dolşamıyor. Bizim listelerimizi milletimiz belirliyor. Bu parti milletin partisidir. Adayını da millet belirleyecektir. Bizim yaklaşımımız bu. Parti içi mekanizmaları işletiyoruz. Milletin mekanizmasını işletiyoruz. Her şehrimizi bir cazime merkezine dönüştürmek bizim görevimiz. Elbette kılı kırk yaracağız.

9 il dışında anket sonuçları geldi. En geç 15 Ocak'ta adaylarımızı açıklayacağız. kazanmak için mücadele edeceğiz. Ancak kazanmak için her yolu mübah saymayacağız. Biz insanlarımızı kazanmak istiyoruz. Yeni yatırımlar için yola çıktık. Adaylarımız milletimizin hassasiyetlerinden uzak olmayacak. Benim her bir başkanımın telefonu 24 saat açık olacak. Hizmet halkın gönlünü kazanmak esastır. Alt yapı üst yapı her şey yapmak önemli. Halka tepeden bakamazsınız. Önce başkanım halkıyla barışık olcak. Teşkilatı ve vekilleri ile barışık olacak.

kapı kapı dolaşacaksın. Halkın sorunlarıyla ilgileneceksin. Kömür dağıtıyor erzak dağıtıyor diyecekler. Tabi dağıtacaksın. Takma kafana... Sen şehrül eminsin tabi dağıtacaksın. Tabi onların eksiklerini gidereceksin. Şimdi CHP aynı şeyleri söylemeye başladı. Biz bu ülkeyi bugünden çok daha kötü durumda devraldık. Şimdi onlar bizim yolumuza geliyorlar. Bu işin yolu budur.


İsrail basını Türkiye'yi böyle suçladı
Ankara’nın, Gazze saldırısına yönelik sert eleştirilerine, İsrail’de artan bir tepki gösteriliyor. Jerusalem Post gazetesi, başyazısında Türk hükümetini böyle suçladı.

Ankara’nın, Gazze saldırısına yönelik sert eleştirilerine, İsrail’de artan bir tepki gösteriliyor. Jerusalem Post gazetesi, başyazısında Türk hükümetini Hamas lehinde “taraf” tutmakla suçlarken, Türkiye’nin aynı tür söylemlerde ısrar etmesi halinde sonraki İsrail hükümetinin barış görüşmelerinde Türkiye’yi “arabulucu” olarak kabul etmemesini, Ankara’daki İsrail Büyükelçisinin istişareler için merkeze çağrılmasını istedi.

Ankara’nın İsrail’in Gazze saldırısına yönelik sert eleştirilerine, İsrail’de artan bir tepki gösteriliyor. Jerusalem Post gazetesi, Türk hükümetini Hamas lehinde “taraf” tutmakla suçlarken Türkiye’nin aynı tür söylemlerde ısrar etmesi halinde sonraki İsrail hükümetinin Türkiye’yi barış görüşmelerinde “aracı” olarak kabul etmemesini, Ankara’daki İsrail Büyükelçisinin istişareler için merkeze çağrılmasını istedi.

Jerusalem Post gazetesi, başyazısında İsrail’in kurucularının, Yahudi devletin, Araplarla görüş ayrılıkları olan İran ve Türkiye ile gayri resmi bir ittifak içinde olabileceği konusunda çok umutlu olduklarını belirterek, İsrail’in yıllarca petrolünün çoğunun İran’dan sağladığını, Türkiye’nin de 1949 yılında İsrail’i tanıyan ilk Müslüman devleti olduğunu kaydetti.

Gazete ayrıca Türkiye’nin Arap Birliği’ne “meydan okuyarak” 1996 yılında İsrail ile askeri işbirliği anlaşmasına imzaladığına dikkat çekti.

“AKP DÖNEMİNDE İSRAİL’E YAKLAŞIM ILIKLAŞTI”

AKP’nin iktidara geldiğinde İsrail ile bağları koruyacağını bildirdiğini de anımsatan gazete, “Bunu yaptı ancak AKP dönemindeki yaklaşım, kesinlikle ılıklaştı. Örneğin, 2003-2005 dönemindeki Filistinli intifada sırasında Erdoğan, önerilen su anlaşmasına engel oldu ve geçici olarak İsrail’deki büyükelçiyi geri çağırdı” yorumunu yaptı.

İsrailli gazete, Hamas’ın 2006 seçimlerini kazanmasının ardından Türkiye’nin Batı’nın politikasından ayrılarak Hamas lideri Halit Meşal’ı Ankara’da kabul ettiğini belirtirken, Şam ile ilişkilerini onarmış olan Türkiye’nin de 2007 yılında Suriye nükleer tesisinin bombalanmasını ve İsrail’in “iddia edilen” Türk hava sahasında uçuşlarını protesto ettiğini kaydetti.

Geçen yılda da İran Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinejad’ın, İstanbul’da ağırlandığını, Türkiye ile İran arasında halen “yakın siyasi ve ekonomik” bağlarının bulunduğunu belirten gazete, “Türkiye’nin net bir biçimde Batı alandan kaymasına karşın Olmert hükümeti, Ankara’nın Şam ile barış görüşmelerinde aracılık yapma önerisini kabul etti” diye yazdı.

“İSRAİL’İ ZİYARET ETMEKTEN KAÇINDI”

İsrail’in Hamas’a karşı Gazze’de operasyon başlattığı günden bu yana Türkiye’nin hem hükümetinin, hem de halkının “İslamcılar”a destek çıktığını savunan gazete, Türkiye’de yapılan protesto gösterilerine dikkat çekti.
Yazıda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, “operasyonları, başlar başlamaz, durdurmaya çalıştığı” belirtilirken Erdoğan’ın Ortadoğu’ya yaptığı gezi sırasında İsrail’i ziyaret etmekten “kaçındığı”nı da öne sürdü. Erdoğan’ın İsrail’e yönelik son sert eleştirilerine de dikkat çeken gazete, ”Erdoğan, Hamas’ın Gazze’de iktidarı eline geçirmesinden bu yana yaptıklarında hiçbir yanlışlık görmüyor” yorumunu yaptı.

“ANKARA, BMGK’NDE HAMAS’IN KANALI OLMAYA SÖZ VERİYOR”

Jerusalem Post, Türkiye’nin BM Güvenlik Konseyi’nde geçici bir üyeliği yeni üstlendiğine işaret ettikten sonra şöyle devam etti:

“Ankara, Hamas’ın BM’deki kanalını olmaya söz veriyor. Hamas’ın ateş kes koşullarını Konsey’e iletmeyi önerdi. Erdoğan ayrıca, El Fetih ile Hamas’ı biraraya getirmek için çaba gösteriyor, böyle bir barışma ile daha az uzlaşmaz veya İsrail ile birlikte yaşamaya bağlılığı da içeren bir politika üretilmesi pek olası olmasa da.

Her şeyi göz önünde tutulursa Türkiye’nin insan hakları konusunda İsraillilere ders verme hakkını kazandığına pek ikna olmadık. Dünyada dikkatler Gazze’ye odaklanırken Türk jetleri Kuzey Irak’ı bombalıyordu. Yıllar içinde radikal PKK’nın Türkiye’den özerklik kampanyasını sürdürürken on binlerce sivil öldürüldü. Irak’daki Kürt sivilleri, Ankara’nın hava gücünün PKK aktivitesinin olmadığı, sivil bölgeleri vurduğu şikayetinde bulunuyor.”

Jerusalem Post, Türkiye’nin gelecekteki aracılık çabalarına ilişkin olarak da “Sonraki İsrail hükümeti, dolaylı olsa da bizim yok edilmemizden söz eden bir ülkeyi arabulucu olarak kabul edebileceğini tartmalıdır. Bu arada eğer Türkiye tek taraflı İsrail karşıtı söylemde ısrar ederse, Dışişleri Bakahnlığı, Ankara’daki büyükelçimizi istişareler için geri çağırmayı düşünmelidir” diye yazdı.

Gazete, başyazısına son verirken de “Türkiye, Doğu ile Batı arasındaki bir köprü olmak ile İran, Hizbullah ve Hamas’ın öncülük yaptığı, çıkış yolu olmayan tarzdaki İslamcı politikalar için sözcülük yapmak arasında bir seçim yapmalıdır” ifadesi kullandı.


19 Aralık 2008 Cuma

İşte Ermenilerden Özür Dileyen Ünlüler



Ermenilerden Özür Diliyorum sitesinde destekleyenler bölümünde ismi geçen ünlü isimler arasında bakın kimler var:




Yavuz Bingöl
Sanatçı


Gülçin Santırcıoğlu Sanatçı (elveda rumelideki ramis in kızı hatice)


Şebnem Sönmez Sanatçı
(elveda rumelideki ramis in karısı)


Aylin Aslım Sanatçı (ben kalender meşrebim şarkısıyla tanıdığımız)


Coşkun Aral Sanatçı (belgeselci, haberci nin yapımcısı, iztv sahibi)


Derya Alabora Sanatçı (uğur yücel in eşi)



Jülide Kural
Sanatçı (süper baba daki ipek)


Baskın Oran
Siyaset Bilimci (son seçimde istanbul bağımsız adayı)


Deniz Türkali Sanatçı


Lale Mansur Sanatçı


Hale Soygazi Sanatçı


Mahir Günşiray Sanatçı



Ali Bayramoğlu Siyaset Bilimci


Ali Nesin Matematikçi


Ahmet İnsel İktisatçı



Adalet Ağaoğlu
Yazar


Perihan Mağden Yazar


Asaf Savaş Akat İktisatçı


Cengiz Çandar
Gazeteci


Yasemin Çongar
Gazeteci


Tuna Kiremitçi
Yazar


Tarhan Erdem
Gazeteci


Hasan Cemal Gazeteci


Hüseyin Hatemi Hukukçu


Kezban Hatemi Hukukçu


Murat Belge Yazar


Oral Çalışlar Gazeteci


Şanar Yurdatapan Sanatçı


05 Aralık 2008 Cuma

12 büyükşehirde kimler aday olur?

Yerel seçimler yaklaştıkça siyasi tansiyon yükseliyor. Başbakan Erdoğan’ın Kızılcahamam’da 5 Aralık Cuma günü mevcut Büyükşehir Başkanlarıyla devam edip etmeyeceklerine karar vereceklerini söylemesi bomba etkisi yaptı. Kulislerde isimler dolaşıma sokuldu ve kim gidecek kim kalacak falları açılmaya başlandı. 2004 seçimlerinde Ankara ve İstanbul adaylarını son gün ilan eden Erdoğan bu defa sürpriz yaparak adaylarını çok önceden açıklama kararı aldı. 2007 seçimlerinde mevcut milletvekillerinin büyük bir kısmını değiştiren Erdoğan’ın yerel seçimlerde nasıl davranacağı merakla bekleniyor.

Bu seçim AK Parti’nin dördüncü seçimi olacak. 2002 Genel, 2004 Yerel ve 2007 Genel seçimlerini açık ara kazanan AK Parti bu seçimleri de kazanıp gücünü pekiştirmek istiyor. Başbakan yerel seçimlerde güven tazeleyip yeni bir restorasyon dönemini başlatmak istiyor. Bu yaklaşıma bağlı olarak ise seçimlere büyük önem veriyor ve partisinin oy çıtasını sürekli yükseltiyor. Bu bağlamda 2009 yerel seçimleri sadece belediye başkanı, meclis üyeleri ve muhtarların seçildiği bir seçim değil aynı zamanda AK Parti’ye açılan kredinin “güven oylamasının” yapıldığı seçim anlamına da geliyor.

Nihai kararı Erdoğan verecek

AK Parti 2004 yerel seçimlerinde 15.430.103 olan Büyükşehir oylarının 4.848.646’nı yani % 46.2’ni kazandı. Bu oran AK Parti’nin 2007 genel seçim sonuçlarına çok yakın bir rakamdı. AK Parti bu seçimlerde 16 Büyükşehir Belediyesinin 12’ni kazandı. Şimdi ise 16 Büyükşehir belediyesinin 16’nı kazanmak istiyor. AK Parti için seçimler kağıt üzerinde kolay görünürken adaylık süreci partide ciddi sancılara yol açıyor.

Kulislerde 6 başkanın gideceği 6 başkanın kalacağı ileri sürülürken ortada henüz netleşmiş bir durumun olmadığını ve tek seçicinin Erdoğan olduğunu yeniden belirtelim. Erdoğan Kızılcahamam’da net olarak “hiç kimsenin yeri garanti değil ve hiç kimse partinin üzerinde olamaz” mesajını verdi. AK Parti kuruluşundan bu yana kamuoyu araştırmalarına büyük önem veriyor ve kritik anlarda sürekli halkın görüşlerine başvuruyor. Bu seçimlerde de birkaç koldan anketler devam ederken, bu çalışmalara paralel olarak teşkilatlarda da temayül yoklamaları yapılıyor.
Pragmatik bir siyasetçi olan Erdoğan’dan radikal kararlar beklemek hayalcilik olur ama teşkilatların ve tabanın değişim ve reform istediği açık biçimde görülüyor. AK Parti’nin asıl rakibi yine kendi içinde ve bu anlamda 29 Mart 2009 seçimleri partinin geleceği belirleme noktasında da simgesel bir anlam taşıyacak.

Bu yazının ‘siyasette 24 saat uzundur’ sözü ve her şeyin Erdoğan’ın ‘iki dudağı arasında’ olduğu gerçekliği bağlamında okunması daha faydalı olacaktır. Bu makalenin bir seçim tahmini yazısı olarak değil bir siyasal analiz yazısı olarak mütalaa edilmesi meselenin daha iyi anlaşılması bakımından faydalı olacaktır.

1. İSTANBUL: AK Parti’nin en rahat olduğu illerden biri İstanbul. Erdoğan’ın belediye başkanlığı yaptığı ve buradan iktidara yürüdüğü İstanbul aynı zamanda seçimlerin kaderini tayin etme imkanına sahip. Daha önce de yazmıştık derin kulis bilgilerine göre İstanbul’da AK Parti Kadir Topbaş’la devam edecek. Zaten henüz ortaya çıkmış bir aday adayı da yok.

2. ANTALYA: AK Parti’ye 2004 seçimlerinden önce katılan ancak beş yıl içinde gösterdiği performansla takdirleri toplayan Menderes Türel, partinin en parlak başkanlarından birisi. Antalya’ya son dönemde yaptığı hizmetlerle yeni bir vizyon kazandıran Türel bu seçimlerinde favorisi.

CHP Türel’in karşısına Mustafa Akaydın’ı çıkardı ve seçimleri almak istiyor. Ancak seçimin favorisinin 2004 sonuçlarına bakıldığında AK Parti olduğu görülüyor. 2004 yerel seçimlerinde AK Parti % 34.7, CHP % 26.4, DYP % 26.1 oy aldı. RP geleneğinin kazandığı bir belediyeyi daha sonra kolay kolay kaybetmediğini tarihi bir uyarı olarak buradan hatırlatalım.

3. İZMİT: 2004 yerel seçimlerinde Büyükşehir’i CHP’den alan AK Parti bu seçimlere de rahat giriyor. Kocaeli Büyükşehir’de önemli çalışmalara imza atan İbrahim Karaosmanoğlu’nun adaylığı kesin gibi görünüyor. AK Parti 2004 yerel seçimlerinde Kocaeli Büyükşehir’de % 50.3 oranında bir oy alırken CHP % 31.6 oranında kaldı.
CHP’den yeniden aday olan eski başkan Sefa Sirmen’in Kocaeli Büyükşehir’i kazanabilmesi için çok fazla çalışması ve belediyecilik çıtasını bir adım yukarı koyması gerekiyor.

4. KONYA: Konya Büyükşehir AK Parti’nin en rahat olduğu yerlerden bir diğeri. Konya’da AK Parti’nin rakibi Saadet Parti’si. Geçmişte RP efsanesinin başladığı yerlerden biri olan Konya yeni bir efsaneye başlatabilir mi bilinmez ama Numan Hoca’nın burada seçimlere asılacağı muhakkak. Konya’da genel kanaat mevcut başkan Tahir Akyürek’le devam edileceği yönünde ancak Selçuklu Belediye Başkanı Adem Esen’in de ismi derin kulislerde konuşuluyor.

5. KAYSERİ: Fazla söze gerek olmayan yerlerden biri de Kayseri. Mevcut başkan Mehmet Özhaseki’nin adaylığına garanti olarak bakılıyor.

6. BURSA: Parti içinden sızan son bilgilere bakıldığında adaylık noktasında durumu netleşmeyen yerlerden birisi de Bursa Büyükşehir. Mevcut Başkan Hikmet Şahin başarılı hizmetlere imza atarken, kulislerde farklı isimler ön plana çıkarılmaya çalışılıyor.

2004 Seçimlerinde AK Parti % 53.8’le Büyükşehir’i kazanırken en yakın rakibi CHP % 17.2, DYP ise % 11.9 oranında bir oy aldı. Bu rakamlarda da görüldüğü üzere AK Parti bu seçimin favorisi ve asıl yarış parti içinde yaşanıyor.

7. GAZİANTEP: Durumu netleşmeyen illerden biri diğeri de Gaziantep. 2004 yerel seçimlerinde sosyal demokratların efsane belediye başkanı Celal Doğan’dan Büyükşehir’i alan Asım Güzelbey’in yeniden aday yapılıp yapılmayacağı henüz netleşmiş değil.

Bir süre önce kamuoyunda Güzelbey’in yeniden aday olmayacağı yönünde haberler çıksa da daha sonra bu haberlerin arkası gelmedi. Görünen o ki Gaziantep’te bir takım sorunlar var ve Asım Güzelbey'in kafası karışık.

8. SAKARYA: 1994, 1999 ve 2004 Yerel seçimlerinde Sakarya Belediye Başkanı seçilen Aziz Duran yeniden aday olursa 4. kez başkan olacak. 2009’da da aday olup yeniden seçildiğinde toplam 20 yıl belediye başkanlığı yapmış olacak. Genel kanaat ve parti çevrelerinden sızan haberlere göre Duran'ın adaylığı kesin değil.

Kulislerde eski il Başkanı Yusuf Alemdar, MÜSİAD Sakarya Şubesi Başkanı Mehmet Aracı ve Hendek Belediye Başkanı Ali İnci’nin isimlerinin konuşulduğunu belirtelim.

9. ERZURUM: Kızılcahamam toplantısı sonrasında sızan haberlere göre Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Küçükler’in yeniden aday yapılamayacağı ileri sürülürken Küçükler’in bu haberleri yalanladığını belirtelim.
Bazı yorumculara göre kabineden bir isimle aralarında sorun olan Küçükler’in adaylığına doğrudan Tayyip Bey karar verecek.

10. SAMSUN: Mevcut Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz’ın aday yapılıp yapılmayacağı hem Samsun hem de parti çevrelerinde en çok konuşulan konulardan biri. Yılmaz aday olursa bu dönem 3. dönemi olacak. Samsun’da teşkilatlarla arası limoni olduğu iddia edilen Yılmaz’ın hem kalacağı hem de gideceği yönünde kulis bilgileri geliyor.

Samsun Büyükşehir için Atakum Belediye başkanı Adem Bektaş’ın ismi geçse de henüz kesinleşmiş bir durumun olmadığını ve son sözün Erdoğan’da olduğunu ifade edelim. Bu arada 2004 yerel seçimlerinde AK Parti Büyükşehir’de % 46.4 oranında bir oy alırken CHP % 31.6 aldığını da belirtelim.

11. ADANA: Anavatan kökenli Aytaç Durak 2004 seçimleri öncesinde AK Parti’ye gelirken 2009 seçimleri öncesinde de partiden ayrıldı. Uzun zamandır kulislerde teşkilatla Durak arasında sorunlar olduğu ve yeniden aday yapılmayacağı konuşulurken meseleyi takip edenler için Durak’ın istifası sürpriz olmadı.

Seyhan Belediye Başkanı olduğundan bu yana ısrarla Büyükşehir’i isteyen Azim Öztürk Hoca Adana Büüyükşehir’in doğal adayı. Öztürk’ün bu çabası ve ısrarı kendisine Büyükşehir’i kazandıracak mı bunu zaman gösterecek.

12. ANKARA: Taha Kıvanç (Fehmi Koru) 7 Kasım 2008 tarihli Yeni Şafak’taki yazısında AK Parti’nin Ankara Büyükşehir adayının Melih Gökçek olduğunu ilan etmişti ama henüz kesinleşmiş bir durum yok.

Önce kendisine ezeli rakibi Murat Karayalçın’ı rakip olarak çıkartan Gökçek, siyasi aklını ve tecrübesini kullanarak Karayalçın’ın karşısına ismini doğal aday yaptı. Gökçek seveni kadar sevmeyeni de olan biri ve Ankara siyasetinde tam bir fenomene dönüşmüş durumda.

Ankara’da birçok büyük hizmetin altına imzası bulunan Gökçek gerçekten de başarılı bir belediyeci. Bu şartlarda Gökçek’in yeniden aday olması sürpriz olmayacak.

Bir dönem Keçiören Belediye Başkanlığı ve 3 dönem Büyükşehir Başkanlığı olmak üzere toplam 4 dönemdir belediye başkanı olan Melih Bey'in bir dönem daha başkanlığını istiyor. 20 yıldır belediye başkanlığı yapan Gökçek bir dönem daha belediye başkanı olursa toplam 25 yıl (çeyrek asır) belediye başkanlığı yapan birisi olarak bu alandaki tüm rekorları kırmış olacak.

Bazı yorumcular Erdoğan’ın Ankara’yı riske etmek istemeyeceğini Gökçek’i yeniden aday yapacağını ileri sürüyorlar. Bu analizlerde AK Parti’nin CHP karşısında ancak Gökçek’le seçimi kazanabileceği, AK Parti’nin Gökçek’i karşısına almak istemeyeceği ifade ediliyor. İleri sürülen bir diğer endişe ise Gökçek’in aday yapılmaması durumunda AK Parti’nin adayının kim olacağı noktasında yaşanıyor.

Bu değerlendirmelere karşı bazı yorumcular ise Melih Beyin değiştirileceğini ileri sürüyorlar. Değişecek diyenlerin temel tezi Ankaralıların Gökçek’i ‘başarılı bulup, sevseler de artık değişim istedikleri’ ve AK Parti’nin yeni bir isimle yola devam etmesi gerektiği noktasında yaşanıyor. Bu tahlili yapanlar 20 yıl başkanlık yapan Gökçek’i değiştirmeyen Erdoğan’ın bazı başkanları süre nedeniyle aday yapmaması durumunda meseleyi tabana izahta zorlanacağını ileri sürüyorlar. Bu yorumlarda AK Parti’nin meseleyi bir isim meselesi olarak değil bir ilke meselesi olarak ele alması gerektiği dile getiriliyor.

Gökçek geçmişte olduğu gibi bu seçimlerin de favori adayı. Kendisini Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok izliyor. Ankara kulislerinde Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki’nin de adı geçiyor. Gökçek’in Büyükşehir adayı yapılmaması halinde Altınok’un da aday yapılmayacağı ileri sürülürken; Gökçek’in Büyükşehir’e aday olması durumunda ise Altınok’un durmunun ne olacağı henüz bilinmiyor.

Gökçek’in aday yapılmaması durumunda AK Parti’nin çok sürpriz bir isimle de yoluna devam edebileceği de ifade ediliyor.

Melih Bey bir adım önde ama “tamam mı, devam mı” sorusunun cevabını Erdoğan verecek. Bekleyip göreceğiz...


Hüseyin YAYMAN - haber7



AK Parti nerede kimi aday gösterecek?

Başbakan Erdoğan’ın Kızılcahamam toplantısında yerel seçim startı vermesi ve 5 Aralık’ta Büyükşehir adaylarını açıklayacağını söylemesi siyasi tansiyonu bir anda yükseltti. Siyasi kulislerde bu kadar çabuk beklenmeyen bu karar birçok kaygıyı da beraberinde getirdi. Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak AK Parti’den istifa etti.

İstanbul 2009 seçimlerinin önemli merkezlerinden biri. İstanbul’da AK Parti ile CHP arasında Kadıköy, Şişli, Bakırköy, Beşiktaş gibi ilçelerde ciddi bir rekabet yaşanırken asıl mücadele AK Parti içinde yaşanıyor. AK Parti’den adaylık için adı konmamış ve kamuoyuna yansımayan büyük bir çekişme yaşanıyor.

Adaylar bir yandan teşkilatları ikna turları düzenlerken diğer yandan ilçelerindeki kanaat önderlerini yakın markaja almış durumdalar. Bu rutin süreç devam ederken adayların Erdoğan’ın dikkatini bir şekilde çekmeleri ve adaylıklarını kesinleştirmeleri gerekiyor.

2009 Yerel seçimleri tarihe AK Parti için aday adaylığı yarışının en zayıf geçtiği seçimlerden biri olarak geçecek. Seçimlere çok az süre kalmışken adaylar henüz ortaya çıkamıyorlar. Kulislerde birçok ismin web sayfalarını dahi hazırladıkları belirtilirken adaylıklarını açıklama noktasında aynı cesareti gösteremedikleri ileri sürülüyor. Bu tablonun ortaya çıkmasında yarışın sonucunun adaylar arasındaki rekabetten çok genel merkezin kararına bağlı olmasının büyük tesiri var. Bu seçimlerde milletvekilliği seçimlerinden sonra yerel seçimlerde de genel merkezlerinin tek belirleyici olduğu bir seçim yaşanacak. Bu manzaranın demokrasinin işlemesi ve tabana yayılması bakımından oldukça mahzurlu olduğunu ifade edelim.

İstanbul Büyükşehir adaylığında Kadir Topbaş’ın ipi göğüslemeye yakın olduğunu daha önceki yazılarımızda ifade etmiştik. İlçelerde ise durum biraz daha karışık. Bir tarafta kesin kalacak denen başkanlar diğer tarafta ise gitme ihtimali yüksek olanlar yorumları yapılıyor. Bir diğer yandan ise yeni kurulan 8 ilçede durumlar oldukça karışık. Tüm bunların yanında yeni yüzlerin adaylık beklentisi var.

Sürekli ifade ettiğimiz gibi AK Parti’de tek seçicinin Erdoğan olduğunu belirtelim. Herkesin bir hesabı var ama Erdoğan’ın tavrı nihai neticeyi verecek. Kızılcahamam toplantısında da görüldüğü üzere Erdoğan açık ve net bir biçimde “hiç kimsenin yeri garanti değil ve hiç kimse partinin üzerinde olamaz” mesajını verdi. Erdoğan olabildiğince yalın bir biçimde “son sözü ben söylerim” dedi ve tabiri caizse herkese gözdağı verdi. Bu bağlamda adaylık yarışı büyük ölçüde anlamını yitirdi ve tüm gözler Başbakan’a çevrildi.

1. Küçükçekmece: AK Parti’nin en rahat olduğu ilçelerin başında geliyor ve Aziz Yeniay’ın yeri garanti gibi. Kulislerde bir ara ismi Büyükşehir için de geçse de Yeniay bunu doğrulamadı ve Küçükçekmece’de yapmak istediği projeler olduğunu ifade etti.

2. Beyoğlu: İstanbul kulislerinde yeri garanti gibi görünen ilçelerden biri de Beyoğlu. AK Parti burada Ahmet Misbah Demircan’la yola devam diyor.

3. Zeytinburnu: Devam etme ihtimali kuvvetli olan başkanlardan bir diğeri Murat Aydın olarak gösteriliyor. Burada başarılı hizmetler ortaya koyan Aydın’ın yeri sağlam gibi.

4. Ümraniye: Kulislerde sorunsuz olarak gösterilen ilçelerden biri Ümraniye ve genel kanaat Hasan Can’ın bir dönem daha devam edeceği. Ama siyasette 24 saat çok uzun bir süre her an her şey olabilir.

5. Bayrampaşa: İstanbul seçimlerinin en ilginç yarışlarından biri bu ilçede yaşanacak. Bir yanda başarılı bir belediye ve başarılı bir başkan diğer yandan değişim ve yenilik ihtiyacı. Erdoğan bu zor tercihe yakın zamanda son noktayı koyacak. Hüseyin Bürge’nin tamam mı, devam mı kararını Tayyip Bey verecek. Eski ilçe başkanı Atilla Aydıner ve Belediye Meclis üyesi Mehmet Çakır’ın ismi kulislerde adaylık için geçiyor. Bu isimlerin yanında 2004’te aday adayı olan Yıldız Seferinoğlu’nun isminin de zikredildiğini belirtelim.

6. Pendik: Pendik’te de Bayrampaşa benzeri bir durum var ve mevcut başkan Erol Kaya’yla ilgili son kararı Erdoğan verecek. Başbakan’ın daha önce üç dönem görev yapan başkanların değiştirileceğini söylemesi Pendik, Bayrampaşa ve Eyüp’ün durumunu belirsiz hale getiriyor.

Pendik, İstanbul’da en çok aday adayının çıktığı ilçelerden biri ve adaylara arasında büyük bir rekabet yaşanıyor. Başkan yardımcıları Rüstem Kabil, Nurettin Beşinci, Diş hekimi Bülent Kula, İşadamı Ahmet Cin, İşadamı İbrahim Ciminli’nin isimleri siyasi kulislerde adaylık için geçenlerden sadece bazıları. İsmail Haskul’unda bölgede sevilen biri olarak SP’den aday olacağı öne sürülüyor.

7. Eyüp: Ahmet Genç’in durumu da henüz belirsizliğini koruyor. Burada da nihai kararı Başbakan verecek. Eyüp için ismi konuşulanlar arasında Eski ilçe Başkanı Mehmet Er, MÜSİAD’dan Nurettin Nebati ve İl Yönetim kurulu üyesi Selim Bilmen’nin adları geçiyor. Geçen seçimde adı ilk sırada gündeme gelen Deniz Köken yine iddialı isimlerden.

8. Fatih: İstanbul’un en ilginç seçimlerinden biri bu ilçede yaşanacak. Eminönü ve Fatih ilçelerinin birleşmesinden sonra bu ilçede kıran kırana bir yarış yaşanıyor. Bir yandan genel merkezde güçlü bir lobiye sahip olan Nevzat Er, diğer yanda Fatih’te başarılı hizmetleriyle dikkat çeken Mustafa Demir yarışacak. Bazı yorumcular Demir’i bazıları ise Er’i favori gösterirken kulislerde Demir’in bir adım önde olduğunu ifade ediliyor.

Bu iki başkan yanında Barış Boyacı, Nurettin Ertemel, Hasan Suver ve Selman Okumuş isimlerinin de tedavülde dolaştığını belirtelim.

9. Üsküdar: AK Parti için simgesel önemi olan ilçelerden biri olan Üsküdar’da işler göründüğünden daha karmaşık bir halde. Tayyip Beyin evinin bu semtte olması ilçeyi önemli hale getiriyor. Üsküdar’ın kaybedilmesi il yönetimi için ciddi bir sorun oluşturabilir. Mevcut başkan Mehmet Çakır’ın teşkilatlarla yaşadığı sorunlar adaylığını zora sokarken burada da son sözü Tayyip Bey söyleyecek. SP adayı Yılmaz Bayat’ın burada sevilen ve beğenilen bir isim olması AK Parti’nin işini zorlaştırıyor.

Üsküdar’da ismi konuşulan adaylar arasında Sakarya Üniversitesi Öğretim üyesi Mahmut Karaman, Ekrem Baki ve İsmet Uçma isimleri geçerken bazı yorumcular özellikle bölgede sevilen bir isim olan inşaat mühendisi Mustafa Kara’ya dikkati çekiyorlar. İşadamı olan Kara’nın parti içinde güçlü bir lobisi olduğu halk arasında yaygın biçimde konuşuluyor.

10. Maltepe: Mevcut başkan Fikri Köse’nin durumu kimi yorumcular tarafından kalacaklar arasında yer alırken, kimi yorumcular tarafındansa gitmesi muhtemel isimler arasında geçiyor. Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın Danışmanı Tuncay Karartı Maltepe belediye başkanlığı için istifasını veren bürokratlar arasında. Kulislerde Maltepe’de zor bir mücadele geçeceği öne sürülüyor. Bazı mahfillerde Ali Kaya ve Abdullah İmamoğlu’nun da ismi de zikrediliyor.

11. Beykoz: İstanbul kulislerinde mevcut başkan Muharrem Ergül’ün adı gitmesi muhtemel isimler arasında sayılırken henüz ortada netleşmiş bir durum yok. Son dönemlerde ismi sık sık gündeme gelen Beykoz Belediyesinde son kararı Başbakan verecek.

12. Esenler: İlçede sevilen isim mevcut belediye başkanı Mehmet Öcalan yeniden adayken bu arada eski ilçe başkanı Yavuz Selim Tuncer’in ismi de en ciddi adaylar arasında geçiyor. Vatandaşlar Esenler’in İstanbul’un tartışmalı ve çetin adaylık sürecinin geçeceği yerlerden biri olduğunu dile getiriyorlar. Kulislerde Ayhan Bölükbaşı’nın da ismi geçiyor ama son karar henüz belli değil.

13. Adalar: AK Parti’li mevcut belediye başkanı Coşkun Özden yeniden adayken, adaylığını açıklayan bir diğer isim de Makine yüksek mühendisi Mahmut Çelik. Çelik’in kurucu ilçe başkanlığı yanında teşkilatlarda önemli görevler üstlenmesi ve başarılı bir isim olması onu aday yapacak mı bilinmez ama bu ilçede CHP’nin göstereceği aday AK Parti’nin işini zora sokabilir.

14. Sarıyer: Siyasi kulislerde AK Parti’li mevcut belediye başkanı Yusuf Tülün’ün yeniden aday olacağı öne sürülürken henüz ortada netleşmiş bir durumun olmadığını da belirtelim. İl yönetim kurulu üyesi Ayşegül Topal’ın da ismi burası için geçerken CHP’nin buradan göstereceği güçlü bir aday AK Parti’yi tek alternatif olmaktan çıkarabilir.

15. Bahçelievler: Mevcut başkan Osman Develioğlu yeniden adayken bu defa işinin oldukça zor olduğunu yeri gelmişken belirtelim. CHP adayı Saffet Bulut karşısında AK Parti bu defa kolay bir seçim kazanamayabilir.

16. Kartal: Mevcut başkan Arif Dağlar yeniden adayken karşısına rakip olarak Evyap yöneticilerinden Bekir Kılıç’ın geçme ihtimali yüksek görünüyor. Bu arada CHP’nin Kartal Belediye Başkanlığı için eski Adalet Bakanı Mehmet Moğultay’ın isminin de geçtiğini belirtelim

17. Bağcılar: İstanbul’da adaylık tansiyonunun en düşük olduğu yerlerden biri olan Bağcılar’da mevcut belediye başkanı Lokman Çağırıcı yeniden aday ve henüz karşısına rakip olarak çıkmış birisi yok.

18. Avcılar: Mevcut belediye başkanı CHP’de olan bu ilçede AK Parti’nin seçimi kazanması sürpriz olmayacak gibi görünüyor. Yapılan araştırmalarda AK Parti ile CHP’nin başa baş bir durumda oldukları öne sürülüyor. Avcılar için şimdilik Tahsin Sipahioğlu ismi kulislerde dolaşırken daha başka adaylarında çıkabileceği ileri sürülüyor.

19. Büyükçekmece: AK Parti’nin bu seçimlerde en ümitsiz olduğu ilçelerden birisi. Burada mevcut başkan Hasan Akgün seçimlerin favorisi. AK Parti’nin adayları arasında ise eski il teşkilat başkan yardımcısı ve ilçe başkanı İlker Gürbüz’ün adı geçiyor. AK Parti için zor ama imkansız olmayan bir yarış olacak.

20. Sancaktepe: İstanbul’un yeni ilçelerinden biri olan Sancaktepe’de gerçekten görülmeye değer bir seçim yarışı yaşanıyor. Bir yandan Samandıra’da başarılı hizmetler yapan Yusuf Büyük diğer yandan diğer adaylar buradaki yarışı ilginç hale getiriyor. Henüz tam olarak netleşmese de İstanbul kulislerinde Maltepe Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Turan Pir, Kartal Belediyesi’nden Ünsal Kıraç ve 1999 seçimlerinde FP adayı olan Aydın Bozkuş’un isimleri de tedavülde dolaşıyor.

21. Başakşehir: Yeni ilçelerden olan Başakşehir, birçok ismin adaylık için aklından geçirdiği yerlerden biri. Başta Kiptaş Genel Müdürü İsmet Yıldırım ve Spor AŞ Genel Müdürü Göksel Gümüşdağ'ın adı Başakşehir Belediye Başkanlığı için geçiyor. Başakşehir’e AK Parti çok sürpriz bir simi de getirebilir. Bu ismi ilerleyen günlerde netleştirip yazacağız.


Hüseyin YAYMAN - haber7